Hani bazen canımız sıkılırda sahilde, caddede veyahut mahallemizin aşınmış kaldırımlarında yürüme ihtiyacı duyarız. Sap sap dolaşılan meskenlerin ucunda bir erkeğin erkekliğine isyan ettirecek kadar büyük bir hadise yaşamasına sebep olacak senaryo başlar...
Birbirlerinin gözlerine bakmaktan çekinen, el ele tutuşmaya yeltenişlerin sonucunda utanan yüzler ve sevdiğinin ağzından çıkacak tek bir güzel söz için içi kıpır kıpır olan çift görülür. Fakat çekinen bakışların sebebi kalbinin bu heyecana dayanamayışının korkusudur, Utanan yüzlerin sebebi heyecandan titreyen ellerini sevdiğine belli etmeme endişesidir, Kıpır kıpır olan içlerin sebebi ise sevdiğinden gereksiz bir cümle bütün bu ambiyansı yoketme tedirginliğidir diyerek konuyu komedi kıvamına indirmem gerekiyor. Aşk konusunda güzel bir giriş oldu ama mizah adına çok zayıf kaldı. Neyse aynen devam ediyoruz..
Bu tip çiftler çoğu zaman geçmiştir yanıbaşımızdan, çoğuzaman imrenip kadere isyan etmişizdir muhakkak. Ama bazıları varki tek suçlu olan kadere değilde, bu çiftlere yükleniyor. Sanki aşkı sevgiyi onlar yaratmış gibi davranıyorlar. Tek yapmaları gereken yanından geçerken çiftlerden birinin:
- Aşkım seni çok seviyorum ben yaa =)
+ Bende seni çok seviyorum aşkım ;)
Yitik gencimiz mırıldanarak:
- Hay aşkınıza sokam..
Bunu duyan aşık erkek (bu nasıl bir tabirdir yahu) yitik gence doğru dönerek:
- Kime dedin sen onu ?
+ Size dedim nolcak ?
- Seni bir güzel benzetirdim ama dua et yalnız değilim. (Sessiz bir ses tonuyla)
+ Ne o kızın yanında dayak atmamdan mı korkuyorsun, yoksa G.tün mü yemedi :)
- Bak koçum, kavga edilecek erkek var kavga edilmeyecek erkek var. Sen yanımda bir bayan varken laf atıp artistlik yapıyorsun, bu yüzden sana el kaldırmaya değmez. Çünkü sen düşeceğin kadar düşmüşsün, bu durumda seninle kavga ederek kendimi suçlu duruma düşürme gibi bir ihtimali göze alamam. (Der ve sevgilisini alıp sert adımlarla uzaklaşır bizim aşık erkek)
İşte o andır. İşte o an bir erkeğin Dünya'daki en dipsiz kuyulara saklanma ihtiyacı duyduğu zamandır. Kaderin, belkide sevgisizliğin suçunu sevginin doruklarına çıkan mutlu insanlardan intikam alma ihtiyacı duyan o yitik genç için bu sözler çok ağır gelmiştir. Ama oda haklıdır kendince..
Nereden bilsin sevdiğin kızın yanında her hareketine dikkat etmesini yada nereden bilsin konuşmalarını seçerek, sinirlerini kontrol ederek, adımlarını daha emin atarak yürümesi gerektiğini..
Bizde böyle değilmiyiz ? Körpecik aşıkları görüp, sizin ilişkiniz yürümez gibi saçma tavsiyelerde bulunarak aralarını soğutmaya çalışırız. Nedeni basit, kendi yalnızlığımıza onları hapsetmek veya ben yalnızım ohalde onlarda ayrılıp yalnız kalsın gibisinden Ego yapmamızdandır.
Peki bunu niye yazdın diye sorabilirsiniz. Bende bilmiyorum, belkide yazıyı hazırlarken dinlediğim buram buram aşk kokan şarkılardan etkilendim :) Fakat bırakın sevenlerin arasında girmeyi, bırakın yaşasınlar sevgiyi ;) Yalnızlığımızın sebebini birazda kendimizde arayalım..
Mizah-i yönden fazla yüklenmediğim bu yazımı anlayışla karşılama nezaketinde olduğunuzu düşünerek affınıza sığınıyorum. Tabi bunu okuma zahmetine giren varsa :)
Karikatür Resimleri Bloguna Hoşgeldiniz.
İşte ben bunu aşmak için Karikatür Resimleri başlıklı bir Blog kurdum. Amacım karikatür resimlerindeki anlatılmak istenen duyguyu, heyecanı ve zevki kendimden ve hayatımızdaki olağan durumlardan yola çıkarak bir hikaye havası oluşturmak.
En azından ben böyle olmasını istiyorum.
Ekleyeceğim yazılara yorumlarınızla destek olabilir ve konu hakkındaki hemfikir oluşumuzu paylaşabilirsiniz.
Yasal Uyarı: Bu Blogun Bütün Hakları Saklıdır. Ama Yavru Kurt Derseniz Çıkabilir Belki :)
Aşk Bize Lüks Gelir !
Doğru İnsanı Bulmak
Benim çok beğendiğim ve sizlerin de kulağının aşina olduğu bir söz ile başlamak istiyorum:
"Aşk bitki isimleriyle başlar, hayvan isimleriyle biter."
Hayatımızı daima gerçek aşkı, ruh ikizimizi yada doğru insanı bulma ümidi ile heba eder dururuz. Her ne kadar mallık gibi gözükse de aslında çokta romantik bir yaklaşımdır :)
Peki doğru insanı bulan var mı ?
Bunun cevabını vermek g.t ister sanırım. Zaten doğru insanı buldum diyen de harbi g.ttür. Töbe töbe ya, zorla ağzımı bozduruyorlar benim..
Ama yalanda değil yani he, Dünya'da okadar çok ucuz ve kalitesiz insan varki; doğru insanı bırak, doğru yolu bulmak için bile ter döktüğümüz anlar oluyor.
Böyle bir ortamda Aşk, meşk ve sevgi boş işler oluyor. Zaten Aşkı yaşadığını iddia edenler de, bir süre sonra Aşk yalanmış diyor.
Hele son zamanlarda yapılan araştırmalar da ayrı bir mallık katıyor Aşk'a; "Aşkın Ömrü 3 Yıldır." diye Bilimadamları tarafınca yapılan abudik kubidik araştırmalar varya onlardan bahsediyorum işte. Bir de işin komiği geçen gün gazete de şöyle yazmışlar: "Aşkın Ömrü 2 Yıl, 265 Gün, 12 Saatmiş. 3 Yıl değilmiş"
Ulan enayilere bak ya.! Böyle diye diye Aşkın sevginin içine S.çtınız zaten. Aşkın ömrü 3 Yıl diyorlar, sonra millet Psikolojik olarak etkilenip Aşklarının ömrünü kısaltıyor. Beyin yıkama gibi birşey yahu..
Bu yapılan deneyler ve araştırmalar konusuna da bir sonraki yazımda kesinlikle değinicem. Zaten konuyu nerden nereye getirdim baksanıza..
Ben bile Aşkın içine S.çtım şuan sanırım. E çekinmeyin, buyrun sizde S.çın içine.! Papia Tuvalet Kağıdı da benden ulan..
Görünen Köy Kılavuz İstemez

Başlıkta ki atasözü sanırım bu durumu anlatan en iyi özettir.
Bildiğiniz gibi bizim Türk insanımız bu konularda çok sinir bozucu olabiliyor. Tabi bizde kimi zaman yapmıyor değiliz hani :)
Yani gördüğün halde, illa ki onaylatıcaksın karşı tarafa ne yaptığını..
Ufak bir örnek diyalog vermek gerekirse;
- ZırrrRRrrRR..!
+ Alo0o ?
- He Mahmut uyur musun ?
+ Evet, Zaten şuan rüyamda telepati gücüylen iletişim kuruyoruz Ahmet.!
Ya da şöyle bir örnek diyalog olabilir;
(Diyelim ki bir kişinin Avukatlık bürosunda işi var ve yolda gördüğü bir "Avukat bilmem ne" tabelası üzerine Apartmana giriyor.)
- Merhabalar,
+ Buyrun hoşgeldiniz, nasıl yardımcı olabilirim ?
- Burası Avukatlık bürosumu ?
+ Aa, hiç olur mu ? Aslında burası Süper Market ve Tabeladaki Avukat yazısını Yem olarak atıyoruz..
- Nasıl yani ?
+ Lan yürü git hastamısın nesin.!
Lafın özü, bu gibi diyalogları en çok kuran ülke insanı olma özelliğine sahibiz diye düşünüyorum. Bu bir yetenek olsa gerek :)
14 Eylül 2008 Pazar | Gönderen Ateş zaman: 05:46 3 yorum
Etiketler: atasözü, karikatür, karikatür resimleri, komik diyaloglar
Sevgiliniz ve Yalnızlığınız

Şimdi burada Embesillik ile Yalnızlık kavramlarını birbirinden ayırmak lazım. Karikatür de resmedilen kişi biraz Embesile benziyor kabul ediyorum. Fakat o kişinin yalnızlığındaki çaresizliğini de resmetmiş olabilir sevgili Selçuk Erdem Abimiz.
Hani bir söz var Güldürürken Düşündürmekte gerekir diye..
İşte bu karikatüre gülüyoruz ama çevremizde veya kendi içimizde bu tip durumlar yaşamadık mı ?
Özenle yazılmış Aşk Mektupları ama yine kendi kendimize postaladığımız mektuplardır bunlar.
Arkadaşımızın Cep Telefonundan kendi Telefonumuza çektiğimiz aşk kokan Sms'ler..
Bu örnekler büyüdükçe büyür ve insan bunları yaparak sadece kendini kandırır. Peki bir insan neden kendini kandırma eğiliminde bulunur ki ?
Bunun bir nedeni varsa, kesinlikle Mahalle daha doğrusu Arkadaş çevresi baskısıdır. Senin tipsiz olduğunu yüzüne vurmazlar ama hiç yanında kız arkadaşın olmadığı için türlü türlü şakalarla moralini alt üst eder ve seni çevreden soğuturlar.
Bunun akabinde ise paranoyak davranışlar sergilemeye başlarsın. Tıpkı az önce anlattığım Aşk mektubu ve Aşk kokan Sms'ler gibi :)
13 Eylül 2008 Cumartesi | Gönderen Ateş zaman: 05:16 0 yorum
Etiketler: karikatür resimleri, selçuk erdem karikatürleri, sevgili, yalnızlık